Kategoriler

Resim Galerisi

iakkkofjpvaBu Haber tamamen uyarı amaclıdır.
Günümüzde zayıflamak amacı ile bir cok zayıflama hapları kullanılmaktadır ve bunların neredeyse %80 i internet pazarında satılmaktadır sitelerdeki yanıltıcı yorumlara kanmayın çünkü olumsuz yanıtları adminler onaylamamaktadır. zayıflamak isterken saglıgınızdan olabilirsiniz nelere dikkat edilmesi gerekir bildigimiz kadarı ile sizlere yardımcı olmak istiyorum öncelikle web sitelerinden verilen siparişlerinizde com , net , org v.s siteler yerine com.tr siteleri tercih edin com.tr nazeren diger siteler kişisel sitelerdir com.tr ise alınması için bir takım yasak evraklar gerekmektedir bunların basında en önemlisi patentdir ve bir firmanın web sitesinden önce patent alması gerekmektedir buda yaklasık bir yıldan fazla bir süreç almaktadır eger ben illaki zayıflamam gerekiyor diyorsanız ve bir eczane den alma imkanınız var ise kasinlile eczanelerden doktor kontrolünde alınmasını tavsiye ediyoruz aldıgınız diyet hapları veya kullandıgınız herhangi bir ilac dahi olsa üzerinde bandrol olmasına dikkat ediniz reklamlara veya sahsahalı web sitelerine kesinlikle kanmayınız daha detaylı bilgi almak istiyorsanız
05445620417
Alper Şahin

Yorum yap

Hemşire “bedava estetik”
Prag’da özel bir hastane, hemşire istihdam etmekte sıkıntıya düşünce, çareyi adaylara bedava meme veya karın düzeltme ameliyatı teklif etmekte buldu.

Hastane müdürü, birkaç ay önce başlattıkları uygulamanın işe yaradığını, her ilana onlarca hemşirenin başvurduğunu söyledi. Hastane yönetimi, 3 yıl çalışmayı taahhüt eden hemşire adaylarına ücretsiz meme düzeltme veya karın yağı aldırma ameliyatı yapmayı vadediyor.

Hemşirelerden sekizinin şimdiden bu “promosyonu” kullandığı belirtildi. Hastane, meme ameliyatını 2823 avroya, yağ aldırma işlemini de 1880 avroya yapıyor. Hemşireler bin avronun altında maaş alıyor. 3 yıl çalışmadan işten ayrılmaya kalkan hemşire olursa ameliyat masrafını ödemek zorunda kalacak. Üç yılı dolduran personel yeni iş sözleşmesi yaparsa yeni bir bedava estetik ameliyatıyla ödüllendirilecek. Bu “promosyon” hakkı, doktorlara da tanınacak.

AA

Yorum yap

Uykunun kalitesi sağlığınızı gösteriyor
KAYSERİ (İHA) – Uzmanlar, uyku problemi yaşayan insanların yüzde 20’sinde kronikleşmenin ortaya çıktığını belirterek, uyku kalitesinin kişinin sağlığını gösterdiğini söylüyor.

Dünyada her 2 kişiden birinin yaşamında bir dönem görünen uyku problemi, insanlarda kronik bir rahatsızlık olarak da devam edebiliyor. Acıbadem Kayseri Hastanesi Uyku Bozuklukları Merkezi Sorumlusu Nörolog Prof. Dr. Murat Aksu, uyku bozukluğunun temelinin geniş bir yelpazeye yayıldığını dile getirdi. Çözümlenemeyen gündelik yaşam sıkıntıları, psikiyatrik bozukluklar, yaşlılık ve kullanılan ilaçların uykusuzlukta etkili olduğunu kaydeden Aksu, “Uykuya dalma, uykuyu sürdürme ve sonlandırmayla ilişkili durumlara bağlı olarak uykunun dinlendirici ve sağlıklı olmamasına, bunun sonucunda gündüz uyanıklık zamanının sağlıksız geçirilmesine, rahatsızlıklar ve horlama, nefes durması, uyurgezerlik gibi uyku sırasında ortaya çıkan normal dışı tüm durumlar uyku bozuklukları olarak tanımlanabilir. Tanı konulduktan sonra uyku bozukluğunun tipine göre tedavi planlanır. Geçici ve kısa süreli uykusuzluklarda tedavi yaklaşımı farklılık gösteriyor. Geçici ve kısa süreli uykusuzluklar hipnotik ilaçlar ve davranışsal tekniklerin uygulanması ile düzeltilebiliyor” dedi.

“ÇOK YÖNLÜ YAKLAŞIM ÖNEMLİ”

Aksu, uyku bozukluğunun tedavisinde çok yönlü yaklaşımın önemine işaret ederek, “Uyku bozuklukları merkezi’nde, kulak-burun-boğaz, nöroloji,psikiyatri, göğüs hastalıkları ve iç hastalıkları bilim dallarından biri ya da birkaçını ilgilendiren uyku bozukluklarına çok yönlü bir yaklaşımın yapılır. Gerektiğinde hasta, bu bilim dallarından birine yönlendirilerek tedavisi sağlanır. Tedavide geniz, yumuşak damak, dil kökü gibi üst solunum yolları üzerinde bulunan anatomik bozuklukların cerrahi yöntemlerle düzeltilmesi, ağız içi araçların kullanılması ya da basınçlı hava üfleyen maskelerin kullanılması önerilir. Uykuda görülen konuşma, yürüme ve anormal davranışların epilepsi nöbetlerinden ayırt edilebilmesi için poligrafik uyku vazgeçilmez bir incelemedir” diye konuştu.

Yorum yap

Yaz yaklaştıkça, sıcak kumlar üzerinde yanacak ayaklarınızın taşıyacağı gövdeleriniz için endişelenmeye başladınız değil mi? Mayo ve bikinilere vitrinden bakmayı tercih ediyor, yazı düşünmek istemiyorsunuz. Gözünüzün önüne birkaç görüntü geliyor: Kumsalda plaj voleybolu oynayan siz, kumlar üstünde yayılan siz ve mayonuzun saklayamadıkları…Ama endişe etmeyin. Yaza daha vakit var ve 1 ay gibi kısa bir sürede bile sonuç alabileceğiniz basit hareketlerle, bu endişelerinzden kurtulabilirsiniz. Üstelik de haftada 4 kez ayıracağınız 15 dakikayla!

Yapmanız gerekenler:
3 hareketten oluşan bir egzersiz serisi

Süre:
Haftada 4 gün, 15 dakika.

Size ne kazandıracak?
1 ay sonunda karın kaslarınız güçlenecek ve mekikler zorlayıcı olmaktan çıkacak. Rahat rahat yatıp kalkar hale geleceksiniz.
2 ay sonunda karnınız daha düz olacak ve mayonuzu güvenle giyebileceksiniz.
Yan şınav:

Sol kolunuzun dirsek altı bölümünü destek olarak kullanarak yan olarak uzanın. Omzunuz, dirseğinizi geçmesin. Dizlerden kırın ama üst bacaklarınız ve gövdeniz bir hizada olsun. Sağ kolunuzu sağ yanınıze serbestçe bırakın.

Omurganız düz bir hat oluşturuncaya kadar kalçalarınızı kaldırın. 5′ kadar sayıp pozisyonu koruyun ve ardından vücudunuzu yere indirin. Aynı hareketi 5-10 kez tekrarladıktan sonra diğer yanınıza uzanın. 4 hafta sonra, aynı hareketi 10′a kadar sayarak yapın.
Ters mekik:

Dizleriniz havada, elleriniz başınızın altında ve ayak bilekleriniz birbirine kenetlenmiş olarak sırt üstü yatın.

Karın kaslarınızı gerip, dizlerinizi omuzlarınıza doğru çekerek, kalçanızı yerden kaldırmaya çalışın.Aynı zamanda baş ve omuzlarınızı da kaldırmaya çalışın. Eğer beceremiyorsanız, başlangıç için kalçanızı kaldırmakla yetinin. 2′ye kadar sayıp aynı pozisyonda kalın. Aynı hareketi 8-12 kez tekrar edin.

Standart mekik:

Sırtınız düz, dizleriniz kırık ve elleriniz başınızın altında olacak şekilde uzanın. Topuklarınız yere basarken, ayak parmaklarınız da yukarıyı gösterecek şekilde havada olsun. Vücudunuzu yerde tutarak karın kaslarınızla direnç uygulayın.

Karın kaslarınızı gergin tutarak, omuzlarınız yere değmeyecek şekilde, vücudunuzun üst kısmını kaldırın. Çenenizle göğsünüz arasında bir tenis bolu taşıyormuşsunuz gibi, başınızı göğsünüze doğru bastırın. Başlangıç pozisyonuna geri dönün. Aynı hareketi 8-12 kez tekrarlayın. 1 ay sonra bir set daha ekleyin.

Yorum yap

İşte İnsanı 100 Yıl Yaşatan 9 Gıda

Hala kaplumbağanızın yaşamını nasıl uzatacağınızı mı araştırıyorsunuz? En yakın manav cevabınız. 100 yaşına kadar yaşamak için bu gıdalara dikkat!

Hayat koruyan bir sihir bulamayacaksınız ama yaşlanmanızı durduracak sağlıklı yiyecekler bulacaksınız. Bu süper yiyecekler ölüyü geri getirmeyecek ama bağışıklık sisteminizi kuvvetlendirecek, hastalıklarla savaşmanızı sağlayacak, yaşamınızı uzatacak.

1-Brokoli

İçerik: Brokoli turunçgillerden daha fazla C vitaminine sahip, bir bardak sütten daha fazla kalsiyuma, tam tahıllı ekmekten daha fazla life ve çok fazla antioksidana.

Sağlık açısından faydaları: Brokoli anti-kansorejen olarak çok güçlüdür. Vücudu kanserle savaşa teşvik eder. Kataraktı, kalp rahatsızlığını, ülseri, eklem iltihabını ve virüsleri engeller.

En iyi yeme şekli: En fazla faydayı çiğ veya buharda pişmişken alırsın. Onu sebze gibi yemeye çalış veya cheddar peyniri ile buharda pişmiş halini dene.

2-Papatya

İçerik: Bu bir papatya türüdür ve çiçekleri tedavi edicidir. Sağlık açısından faydaları: Stres ve gerilimi azaltan kas rahatlatıcıdır. Ne kadar az stres olursa strese bağlı kalp krizi riski de azalacaktır.

Yasa ve kurallar: CI ulusal artistik patinaj şampiyonasında iptal edildi.Papatya , böbrekleri temizleyerek detoksa yardım eder.

En iyi içme şekli: Kurut ve kaynat veya çay gibi sıcak suyun içine koy.

3-Yaban mersini

İçerik: Vitamin c, bakteri ile savaşan kimyasallar ve antioksidan

Sağlık açısından faydaları: İdrar yolu enfeksiyonlarında , kanser ,ve vücut içindeki zararlı bakterileri yok etmekte yardımcı

En iyi yeme şekli: Vücudunuza çok tatlı şeyler yapabilirler ama yaban mersini ekşidir. Yulaf ezmeli muffinle yiyebilirsiniz. Bir kerede faydasını görmek istiyorsanız tatlandırmadan elma suyu ile karıştırıp içmeyi deneyiniz.

4- Yağlı balık:

İçerik: som, sardalya,uskumru omega -3 asit yağı bakımından zengindir.

Sağlık açısından faydaları: Kandaki kolestrol oranını düşürür, kanın pıhtılaşmasını engeller

En iyi yeme şekli: Onları çiğ yiyebilirsiniz (sushi) veya fırında, ızgarada, barbeküde veya kızartarak yiyebilirsiniz.

5- Limon

İçerik: Limon c vitamini açısından zengindir

Sağlık açısından faydaları: Sağlıklı olmaya gelince, limon sisin arkanızı kollar. Sadece vücudun enfeksiyonlarla savaşına yardım etmekle kalmaz, limon suyunun içindeki asidik yapıdan dolayı anti bakteriyel özelliğe sahiptir. ağız ülseri ve acıyan boğaza iyi gelir.

En iyi yeme şekli: Tamam, Tekila ile beraber yemek belki de en sağlıklı yol değildir, somun üstüne dökebilirsin, limonata yapabilirsin veya salataya sos olarak dökebilirsin.

6- Soğan

İçerik: Soğan vitamin c, sülfür ve antioksidan açısından zengindir

Sağlık açısından faydaları: Soğan sizi dünyanın en güzel kokulu nefesi ile bırakmasa da , nefes alam ile ilgili rahatsızlıkları kontrol etmeye yardımcıdır. Vücudunuz astım ve iltihaplı rahatsızlıklardan korur. Ama durun, devamı var. Soğanlar aynı zamanda kandaki iyi HDL kolestrol seviyesini de yükseltir, ve hücreleri kanserden korur.

En iyi yeme şekli: İş sağlığa gelince güzel kokulu ağız daha arka planda kalabilir. Soğanı en iyi yeme şekli taze olarak,salatada veya sandviçtedir. En iyi sopan kırmızı veya sarı olandır.

7- Yulaf:

İçerik: Yulaf kalsiyum, çözülebilir ve çözülemez lif açısından zengindir

Sağlık açısından faydaları:eğer sonsuza kadar yaşamayı planlıyorsanız, yaşlandığınızda fıstıkları etkilemek için muhteşem bir gülüşe ihtiyacınız var. Yulaf bu konuda size yardımcı olabilir. Dişlerinizin düşmesini ve kemiklerinizin kırılmasını engeller.Aynı zamanda kolesterol seviyenizi düşürür, kan basıncını düşürür,kalın bağırsak kanserini engeller.

En iyi yeme şekli: buharda pişmiş bir kase yulaf

8- Domates

İçerik: Domates antioksidan likojen içerir

Sağlık açısından faydaları: Bağışıklık sistemini güçlendirir, yozlaşmış hastalıkların işleyişini yavaşlatır, prostat,akciğer ve mide kanser riskini azaltır,

En iyi yeme şekli:Aynen buluştuğunuz kadın gibi, domatesler sıcakken güzeldir.
Pişmiş domates, taze domatese göre daha fazla likopen içerir, domates sosu çiğ domatesten 5 kat fazla likopene sahiptir.

9)Yeşil çay

İçerik: Bundan daha iyi olamaz.Eski zamanlardan kalmış Asya çayının içi A,C,E vitaminlerinin yanı sıra antioksidan catechins ve polyphenols ile doludur.

Sağlık açısından faydaları: Yeşil çay,kansere yol açacak olan hücre oksitlenmesini engellediği için samuray kılıcından daha güçlüdür. Bağışıklık sistemini güçlendirir, kanı incelterek kalp rahatsızlıklarını engeller.

En iyi içme şekli: Eğer Asya imparatoru isen onu çok pahalı bir bardakta iç. Eğer normal biriysen bardağının içine kaynayan suyu koy. Ne kadar uzun süre suda bekletirseniz, o kadar iyi olur.

Uzun ve iyi yaşa

Görünüşe bakılırsa manav sonsuza kadar yaşamanın sırrını kendine saklıyor. Sizde kaplumbağanızın 192. doğum gününü yapamasanız da, yaşlanmayı önleyici yiyecekler size istediğiniz sağlığı verir ve yaşamınızı uzatır.

Yorum yap

Vücut yağları kronik hastalıklara çare olacak
ANTALYA (A.A) – Harvard Üniversitesi Genetik ve Kompleks Hastalıklar Bölümü Başkanı Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil’in çalışması, yağ dokusunun ürettiği bir molekülün, kronik hastalıkların tedavinde önemli rol oynayabileceğini gösterdi.

Hotamışlıgil 45. Ulusal Diyabet Kongresi dolayısıyla geldiği Antalya’da yaptığı açıklamada, kronik hastalıklarının tedavisinde vücut yağlarının umut veren gelişmelere neden olduğunu söyledi. İlaca yönelik çalışmalar açısından vücut yağlarında bir hazine yattığını belirten Hotamışlıgil, basit moleküller sentezleyen yağları kliniğe aktarmanın proteinlere göre daha kolay olduğunu vurguladı.

Yağları depolayarak enerji kaynağı olarak vücuda sunan yağ dokusunun, hormon olarak fonksiyon gören moleküller de ürettiğine dikkati çeken Hotamışlıgil, bunun ilk örneğinin, ekip olarak keşfettikleri ve ”C16:1n7-palmetoleate” olarak adlandırdıkları basit bir 16 karbonlu yağ asiti olduğunu söyledi.

Hotamışlıgil, hormon olarak fonksiyon gören bu molekülün, kaslar üzerinde tıpkı insülin gibi çalışarak şekeri kandan uzaklaştırdığını, karaciğerde ise yağlanmayı engellediğini kaydetti.

-KALORİ KISITLAMASI İNSAN ÖMRÜNÜ UZATIYOR-

Bu hormonun ancak yağ dokusu, yağ sentezleme başladığı zaman arttığını dile getiren Hotamışlıgil, bunun için de uzun süreli kalori kısıtlamasına ihtiyaç olduğunu söyledi.

Palmetoleate hormonunun kaslar ve karaciğere gönderdiği sinyallerin artması için uzun süre günlük 1000-1200 kalori arasında beslenmek gerektiğini ifade eden Hotamışlıgil, bunun sürdürülebilir olmadığını vurguladı. Kısıtlı kaloride vücut ısısının düştüğünü, sürekli açlık hissiyle yaşandığını ve bunun da kişilerin mutsuz olmasına neden olduğunu ifade eden Hotamışlıgil, ”Buna karşın bütün bilinen organizmalarda maya da dahil olmak üzere kaloriyi kısıtladığınız zaman yaşam süresi uzuyor” dedi.

Fareler üzerinde yaptıkları gen değişikliği ile palmetoleate hormonunun yağ dokusu tarafından salgılanmasını tetiklediklerine işaret eden Hotamışlıgil, ”Bu iki manevrayla hayvanları kalori kısıtlamasındaymış gibi sağlıklı tutabiliyoruz. Bu da bize kalori kısıtlamasını bir ilacın içine koyma umudu veriyor” diye konuştu.

-KALORİ KISITLAMASI KAPSÜLE Mİ GİRİYOR?-

Yaptıkları deneysel çalışmanın kalori kısıtlamasına gitmeden birtakım müdahaleler yapılabileceği olasılığını ortaya çıkardığını belirten Prof. Dr. Hotamışlıgil, ”Teorik olarak kalori kısıtlamasını bir kapsülün içine koymak mümkün. Bizim de hayal ettiğimiz onu yapmak. Kalori kısıtlamasını bir kapsüle koyup insanlara vermek. Bunun olacağına kesin gözüyle bakıyorum” dedi. Kalori kısıtlamalarında görülen değişikliklerin, farelerde kalori kısıtlamasına gitmeden görebildiklerini vurgulayan Hotamışlıgil, ”Bu hayvanlar metabolik olarak hastalanmıyor. Deneysel olarak rüya gibi bir şey. Ne yaparsanız yapın hayvanlar hastalanmıyor, bir kalp ya da karaciğer hastalığı, astım geliştirmiyor. Yağ dokularında da azalma oluyor” diye konuştu. Hotamışlıgil, 10 sene içinde bu mekanizmanın insanlarda çalışıp çalışmayacağının ortaya çıkacağını bildirdi.

Yorum yap

Taze süt diye süt tozu içiyoruz
Ankara Damızlık Süt Sığırı Yetiştirici Birliği Başkanı Cengizhan Yorulmaz, raflardaki sütün yüzde 80′inde süt tozu kullanıldığını söyledi. Yorulmaz’a göre, uzun ömürlü sütler, yoğurtlar, peynir ve dondurmaların çoğu süt tozundan yapılıyor.

Yorulmaz, Dünya Süt Günü’nde herkesi ürpertecek açıklamalar yaptı. Yorulmaz, “Türkiye’ye ‘mama’ adı altında binlerce ton süt tozu giriyor. Çocuklarımıza taze süt diye süt tozu içiriyoruz” dedi.

Yorum yap

Çocuklarda uyku bozukluğuna dikkat
NİĞDE (İHA) – Niğde Dr. Doğan Baran Çocuk Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Bahri Elmas, son yıllarda çocuklardaki uyku probleminin hızla arttığını belirterek, tıbbi tedaviye başlamadan önce uykusuzluğa neden olan sorunların tespit edilmesi gerektiğini söyledi.

Çocukların herhangi bir yaşta, uykuya geçişte veya uykunun devamında yaşadığı zorlukların son yıllarda artış gösterdiğini ve bu sorunun gittikçe önem kazanan bir konu haline geldiğini belirten Bahri Elmas, bu duruma genel olarak çocukluk çağı uykusuzluk sendromu dendiğini bildirdi. Bu sendromun, tıbbi veya psikiyatrik bir bozukluk gibi çeşitli etkenleri olduğunu ifade eden Elmas, “Diş çıkarma, düzenli saatlerde yatma alışkanlığının kazanılmaması, bağırsak parazitleri, diyette şeker oranının yüksek
olması, kahve ve çay gibi uyarıcı maddelerin tüketimi gibi birçok neden bu duruma yol açabilmektedir. Burada ailelere önemli görevler düşmektedir, çocuğunuzda uykusuzluğa neden olabilecek unsurlar tespit edilmeli, uyku hijyeni ve uyku alışkanlıkların kazanılması konusunda hassasiyet gösterilmeli. Bebeklerin sırt üstü pozisyonda yatırılarak uyutulması tavsiye edilmektedir. Bu pozisyon aynı zamanda ani bebek ölüm riskini azaltmaktadır. Ayrıca bebekler ya da çocuklar serin ve rahat bir şekilde giydirilmeli, uyudukları odada karanlık bir ortam oluşturulmalıdır. Bebeğin ya da çocuğun ilk çıkardığı seste hemen odasına koşmamalı, çocuğun kendi başına tekrar uykuya dalmayı öğrenebilmesi için ona bir şans verilmelidir. Çocukluk çağı uykusuzluk sendromu tedavisinde öncelikle davranışsal yaklaşımlar denenmeli, ilaç tedavisi başlansa bile davranışsal yaklaşımların uygulanmasına devam edilmeli” dedi.

İlaç tedavisinde dikkatli bir seçim yapılması gerektiğinin altını çizen Bahri Elmas, “Aileler, mümkün olduğu kadar çocuklarını yakından incelemeli. Yatmadan önce içtiği içecekler, gün içerisinde yaşadığı stres, huzursuzluk gibi etkenler varsa bunların giderilmesi için çaba sarf etmeli. Ancak uykusuzluk probleminde bir değişme olmamışsa, sorun çözülememişse bir uzmana müracaat edilmeli. İlaç tedavisinde de en düşük etkili dozlar tercih edilmeli. Erişkinlerin uykusuzluk probleminde kullanılan birçok hipnotik ve sakinleştirici ilaçların çocuklarda kullanımı kesinlikle önerilmemektedir” diye konuştu.

Uykusuzluk probleminde öncelikle davranışsal yaklaşımların denenmesinde büyük faydalar olduğunu dile getiren Elmas, “Çocuğun huzursuzluğunun nedeni araştırılmalı. Huzursuzluğun birçok nedeni olabilir. Ebeveynler için bütün bu nedenleri dikkatli bir şekilde incelemek zor olsa da, gerçek problemi tamamen görmezden gelmek yerine, problemi bulmak için uğraş verilmesi çocukları daha mutlu ve huzurlu kılacaktır. İlaç tedavisi gerekliyse, mutlaka uzman doktorların kontrolünde ve kısa süreli kullanılmalıdır.Çocukluk çağı uykusuzluk sendromunda, tedavide ilk önce davranışsal yaklaşımlar denenmelidir. Doğal bitkisel ilaçların da tüm yaş gruplarında kullanımına rastlanabilmekte. Kedi otu ve şerbetçi otu kullanımının yapılan çalışmalarda etkinliği görülmüşse de L-triptofan kullanımına bağlı kas yıkımı gibi ciddi yan etkilerinin olması, bu yöntemin güvenilirliği hakkında şüphe uyandırmaktadır” şeklinde konuştu.

Yorum yap

20 adet kiraz bir aspirine eşdeğer
ORDU (İHA) – Ordu Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Turan Karadeniz, kirazda bulunan ‘antosiyanin’ maddesinin ağrı kesici etkisinin Aspirin’den 10 kat fazla olduğunu belirtti.

Yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte manav tezgahlarında yerini alan kirazın değerini iyi bilmek gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Karadeniz, karbonhidrat, pektin, organik asitler, B2, C ve A vitamini açısından zengin olan kirazın mide, bağırsak ve idrar yolları hastalıklarında çok faydalı olduğu gibi, karaciğer rahatsızlıklarına da iyi geldiğini belirtti. Kirazın kanı sulandırdığını ve temizlediğini kaydeden Karadeniz, “Karaciğer ve safrayı temizler. Böbreklerde biriken zararlı maddelerin atılmasına
yardımcı olur, kabızlığı giderir, hazmı kolaylaştırır. Aç karnına yenen kiraz zayıflatır. Kiraz midedeki yara, iltihap ve çıbanları temizler. Kiraz yenmeye devam edilirse böbrek ve mesane yollarını kumlardan temizler, karaciğer şişliğine iyi gelir, safra akışını normale döndürür, sinirleri kuvvetlendirir” dedi.

STRESE İYİ GELİYOR
Kirazın stresi yok ettiğine dikkati çeken Karadeniz, şunları söyledi:

“Romatizma, damar sertliği ve mafsal kireçlenmesine faydalıdır. Menopoz döneminde faydalı olmaktadır. Kiraz meyvesi ağrıların dindirilmesinde Aspirin’den daha fazla etkili oluyor. Araştırmacılar bu etkiyi kirazda bulunan ‘antosiyanin’ isimli kimyasalın yaptığını bildirmektedir. Kirazda 12-25 miligram arasında antosiyanin bulunmakta ve bu maddenin ağrı kesici etkisinin Aspirin’den 10 kat daha fazla olduğu bildirilmektedir. Araştırmalara göre, günde 20 kiraz yemek bir Aspirin almakla eşdeğer görülüyor. Ayrıca kirazda bulunan antosiyanin maddesi E ve C vitaminlerine benzer antioksidan etkiler yapıyor.”

Yorum yap

Sağlıklı bir çocuk için iki damla kan
DİYARBAKIR (İHA) – Diyarbakır Sağlık Müdürü Dr. Namık Kemal Kubat, yeni doğan bebeklerden alınan 2 damla kanla, zeka geriliği hastalıklarının önlendiğini söyledi.

Sağlık Bakanlığı’nın ülke genelinde yürüttüğü Yeni Doğan Tarama faaliyetleri kapsamında fenilketonüri, Hipotiroidi ve Bitotidinaz hastalıklarının teşhis ve tedavisi program devam ediyor. Sağlık Bakanlığı Ana-Çocuk Sağlığı ve Planlama Genel Müdürlüğü tarafından sürdürülen çalışmalar kapsamında Diyarbakır’da, 38 bin 539 bebekten kan örneği alındı. Diyarbakır İl sağlık Müdürü Namık Kemal Kubat, bebeğin doğar doğmaz topuğundan alınan 2 damla kan, onun fenilketonüri, Hipotiroidi ve Bitotidinaz hastası olup olmadığının belirlenmesine yardımcı olduğunu, bu sayede erken teşhis ve tedavi ile çocuğun zihinsel ve bedensel gelişiminin normal düzeylerde devam etmesi sağlanıyor. Çocuk doğduktan ve anne sütü ile beslendikten 24 -72 saat sonra topuğundan alınan iki damla kan ile teşhis edildiğini belirten Kubat, “Bu hastalıkların ortaya çıkmasının en önemli nedeni akraba evliliğidir. Erken teşhis yapılamayan durumlarda, zeka geriliği 5 ve 6′ncı aylardan sonra belirgin hale geliyor.

Akranlarından farklı olarak, oturma, yürüme ve konuşma gibi becerileri kazanamayan bebeklerin tedavisi erken teşhisle mümkün. Topuktan alınan bir damla kan ile çocuğun bir ömür boyu zeka özürlü olması engellenir. Bu amaçla da, doğumdan en az 3 gün sonra Sağlık Ocaklarında ve AÇS/AP Merkezlerinde topuktan alınacak kan örneğinin değerlendirilmesi sonucunda teşhis konulan hastalar tedavi edilerek çocukların hasta olması önlenmekte. Unutmayalım ki, topuktan alınan birkaç damla kan ile çocuklarımızın zeka geriliğini önleyebiliriz. Ailelerin uyanık olması ve bebeklerinin sağlıklı olması için topuk kanı alınıp alınmadığını kontrol etmeleri gerekiyor. Bebeğinden topuk kanı alınmayan anne babalar sağlık kuruluşlarına başvurmalı. Bu hastalıklar topuk kanıyla kolayca teşhis edilip kolayca tedavi ediliyor” dedi.

Yorum yap

D vitamini beyne iyi geliyor
WASHINGTON (A.A) – D vitamininin özellikle 60 yaşın üzerindeki erkeklerde beynin işlevini iyileştirdiği bildirildi.

İngiltere’deki Manchester Üniversitesinden bilim adamları Avrupalı meslektaşlarıyla 40-79 yaşındaki 3 binden fazla erkeğin beyin işlevi ve D vitamini arasındaki bağlantıyı araştırdı.

Araştırmacılar, vücudunda yüksek oranda D vitamini bulunan erkeklerin dikkat ve cevap becerilerine dayanan basit nöropsikoloji testinde daha başarılı olduklarını gördü.

Ancak araştırmacılar yüksek oranda D vitamini ve beynin iyi çalışması arasındaki bağın 60 yaşın üzerindekilerde daha belirgin olduğu sonucuna vardı.

“Journal of Neurology, Neurosurgery and Psychiatry” dergisinde yayımlanan araştırmanın sonuçlarının beynin yaşlanmasıyla mücadeleye katkıda bulunabileceği vurgulandı.

Hollandalı bilim adamlarının geçen yıl yaptığı araştırma da, D vitamini eksikliğinin yaşlılarda depresyon riskini veya başka psikolojik sorunları artırabileceğini göstermişti.

Yorum yap

Most commented

  • None found